İsrail devleti yok olacak.
Yazan: reis 11 Temmuz 2011
Kategori: Genel, Sesli Chat, Sesli Görüntülü Chat
Türkiye ile suriye devletinin birlesecegini iddia eden yazar israilin ya araplarla uzlasacagını bunu yapmadıgı takdirde ise yok olacagını söyledi. gazetecinin röportajını yayınlıyoruz.
Bugün 13 Haziran 2011. Dün milletvekili seçimleri vardı. Seçim kritikleri ve deÄŸerlendirmeleri, Türkiye’nin siyasi geleceÄŸi elbette gündemin en ön sırasında. Ama en az seçimler kadar önemli olan bir baÅŸka konu Suriye’deki olaylar ve Türkiye’ye yansıması. Suriye ordusundan kaçan binlerce kiÅŸi sınırımızdan giriÅŸ yaptı, bu rakam önümüzdeki günlerde belki çok daha fazla artacak. Neresinden bakarsanız bakın ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Direk milli güvenliÄŸimizle ilgili bir geliÅŸme. Bu süreçte en çok merak edilen, Suriye’de de baÅŸlayan olayların bölge dengelerini nasıl etkileyeceÄŸi? BeÅŸÅŸar Esad nasıl bir lider? Çevresinde kimler var? Olayların ilk fitili ne zaman ve nasıl ateÅŸlendi? Suriye ile birlikte OrtadoÄŸu gelecek 15-20 yıl içinde nasıl ÅŸekillenir? Tüm bu soruları lise ve üniversite öğrenimini de bölgede görmüş olan, neredeyse tüm gazetecilik hayatını OrtadoÄŸu’ya adayan gazetemiz yazarlarından Mustafa Özcan’a sorduk. Özcan’ın özellikle İsrail ile ilgili öngörüleri parmak ısırtacak cinsten.. Benden uyarması. İsterseniz okuyun siz karar verin…
Suriye karıştı. Ordu halka müdahale etti. Sınırdan Türkiye’ye göçler baÅŸladı… Dün Türkiye’de seçimler vardı. Aslında seçimden sonraki ilk gün ağırlıklı olarak seçim sonuçlarını konuÅŸmamız gerekirken Suriye’deki olaylar gündemin ilk sırasına oturdu. Ne diyorsunuz?
Arapça bir deyim var, “Armut dibine düşer” diye. Soyaçekim Kanunu var biliyorsunuz. Babasının (Hafız Esat) oÄŸlu. Ama tabii Mahir Esat’tan farklı. 40 yıldan beri Suriye’yi yöneten Esat kardeÅŸler. Önce bir ikili vardı, Hafız Esat ve kardeÅŸi Rıfat Esat. Hama Katliamı’nda Rıfat Esat baÅŸrolü oynamıştı. 20-30 bin insanın katledilmesinden sorumlu bir isim. Rejimin kötü yüzünü temsil ediyordu Rıfat Esat. Hama olayları bittikten sonra rejimin kötü yüzü daha sonra gönüllü ya da gönülsüz yurtdışına gönderildi. 1984′ten itibaren Suriye’de yeni bir dönem baÅŸladı. İkili yapı kayboldu. Birçok yazar tarihin tekerrür ettiÄŸini söyler. Bugün de Suriye’yi Esat kardeÅŸler yönetiyor. Ama bu kardeÅŸler oÄŸul kardeÅŸler. Unutulmaması gereken hususlar var; Uluslararası irade BeÅŸÅŸar Esad’ın seçilmesini irad etti. ABD de babadan oÄŸula bu geçiÅŸi onaylamışlardı. Arap dünyasında ilk defa Suriye’de rejim deÄŸiÅŸikliÄŸi oldu. O da ÅŸu; Arap dünyası 1950′lerden beri Cumhuriyet rejimleriyle tanışmaya baÅŸladı. İlk defa Cumhuriyet rejimlerinde bir deÄŸiÅŸim yaÅŸandı; Cumhuriyetçi Kraliyet rejimi. Bu Suriye’de somut olarak uygulandı BeÅŸÅŸar Esad’la birlikte. Ve bu Arap dünyasına model oldu. Ondan sonra Mısır’da Hüsnü Mübarek, Yemen’de Ali Abdullah Salih, Libya’da Kaddafi. Hepsi oÄŸullarını getirmek istediler.
İyi mi oldu bölge için böyle bir değişiklik?
Bu kötü bir formül oldu. Mısır’ın, Libya’nın karışmasının sebebi bu BeÅŸÅŸar Esad modelidir. Arap halkları iÅŸte bu modele itiraz ediyorlar.
Bir nevi dayatılan bir model olarak mı görüyorlar?
Aynen öyle. Ama 2000 yılında uluslararası irade de bunu bu ÅŸekilde kabul etti. Wall Street Journal Gazetesi’ne, Suriye’de bu olaylar baÅŸlamadan önce BeÅŸÅŸar Esad bir açıklama yaptı. Ki Arap dünyasında Arap Baharı yaÅŸanmaya baÅŸlanmıştı. “Bizde iki nedenden dolayı halk hareketi olmaz. Birincisi ben gencim, vizyonerim. DiÄŸer Arap rejimleri Amerika müttefikidir. Öfke diÄŸer Arap rejimlerine yöneliktir. Biz Amerika karşıtı olmamız dolayısıyla bize yönelik halk hareketi olmaz. İkinci nokta da ÅŸu; Baas ideolojik bir partidir, diÄŸer Arap ülkelerinin böyle ideolojik partileri yok.” demiÅŸti. BeÅŸÅŸar Esad’ın tam da yanıldığı nokta burası oldu. Muhammed Tayyip Tızzini ve benzeri birçok adam ÅŸunu söylüyor; Suriye’de totaliterizmin dört ayağı var. Bunlardan birisi siyasi istibdat veya siyasi tekelistan. Bu tekelistan Esat ailesi tarafından deruhte ediliyor. İkincisi mali tekelistan. Burada da BeÅŸÅŸar Esad’ın dayı oÄŸlu iÅŸ alemini ellerinde tutuyor. Siyasi ve iktisadi hayat Esad ailesinin kontrolünde. Üçüncüsü basın üzerinde tekel. Bugün Suriye’de özgür basından sözetmemiz mümkün deÄŸildir. Ki özelleÅŸtirilen bazı gazeteler var, bunlar da yine Esad ailesinin kontrolünde. Dördüncüsü de Baas’ın referans kaynağı olması. Suriye anayasasının 8. Maddesi. Baas’ın dışında baÅŸka bir rejimin Suriye’de seslendirilmesi mümkün deÄŸil. Tızzini bu dört faktör deÄŸiÅŸmeden halkın yatışmayacağını söylüyor. Lakin BeÅŸÅŸar Esad aksine Suriye rejiminin gücünün bu tekelistanda olduÄŸunu söylemiÅŸtir.
Nasıl bir kişilik, nasıl bir lider, nasıl bir insan, nasıl bir karaktere sahip Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad? Çocukluğu, gençliği nasıl geçmiştir? Batılı mıdır, değil midir?
Bizim de bugüne kadar edindiÄŸimiz bilgi BeÅŸÅŸar Esad’ın vizyoner bir yapısının olduÄŸu yönünde. Genç ve halkına açık olduÄŸu yönünde. Lakin 2000 yılında iÅŸbaşına geldikten sonra kendisinden beklenen Åžam Baharını kışa çevirdi. Yani o dönemde açılım yapabilirdi. Kendisinden beklenen o idi. Hatta 2003 yılına kadar Araplar ‘erihiye’ diyor. Bir geniÅŸliÄŸi, imkanı vardı. Uygun bir fırsat vardı. Uygun bir vasat vardı. Bu vasatı deÄŸerlendiremedi. 2003′te Amerika Irak’ı iÅŸgal etti. Durum biraz karıştı. Ancak 2005′ten itibaren siyasi istikrar yeniden saÄŸlanmaya baÅŸlandı. Åžam Deklarasyonu ilan edildi ama Åžam yönetimi buna da itibar etmedi. Bugüne kadar elinin tersiyle itti. Kendisi buna raÄŸmen yumuÅŸak yüzlü, ailenin mütereddit oÄŸlu, nazlı oÄŸlu olarak biliniyordu. Araplar buna ‘müdellel’ diyor. Kimse de aslında olayların bu noktaya gelebileceÄŸine ihtimal vermiyordu. Bu olaylardan itibaren geriye baktığımızda bizim deÄŸerlendirmelerimizin hüsnü zana dayalı olduÄŸunu görüyoruz. Bunun da yanlış olduÄŸu ortaya çıktı. Haddinden fazla BeÅŸÅŸar Esad’a kredi açılmış. Hem halkı hem de yabancılar tarafından. Gelecek yazılarımda yazmayı düşünüyorum; BeÅŸÅŸar Esad’a takılan sıfatlardan birisi de ‘seffah’.
Ne demek ‘seffah’?
‘Seffah’ ‘kan dökücü’ demek. Bir nevi katil ya da kasap anlamında. Bu Abbasi Halifelerinden Mansur için atfedilen sıfatlardan biri. O dönemde Eba Müslim Horasani gibi Emevi Devleti’ni yıkan Abbasi Devleti’ni kuran adamlara bu ÅŸekilde ihanet etmiÅŸti. Devlet kurulduktan sonra Mansur birçok kiÅŸinin kanını dökmüştü. Kanı dökülenler arasında kendi müttefikleri de vardı. Dolayısıyla ‘seffah’ sıfatı Arap dünyasında sevilmeyen liderlere atfedilen bir sıfat. Benim Esad’a uygun gördüğüm sıfatlardan biri de ‘Kaddah’. Göz doktoru demek. Kendisi zaten göz doktoru. İngiltere’de bunun eÄŸitimini aldı. İngiltere’de evlendi. EÅŸi Esma da İngiltere’de Suriye Humuslu bir sünni iÅŸadamının kızı. Orada tanışıyorlar ve evleniyorlar.
BeÅŸÅŸar Esad’a neden Kaddah sıfatını yakıştırdınız?
İki nedeni var. Bunlardan birisi Kaddah göz doktoru demek. BeÅŸÅŸar Esad Nusayrilikten de öte İsmaililiÄŸe kadar giden bir itikada, inanç iklimine dayanıyor. Batınilerin iki merkezi var; Bunlardan birisi Selemiye, Humus yakınlarında. İsmailiye mezhebinin doÄŸuÅŸ yeri, Fatımilerin doÄŸuÅŸ yeri. İkincisi de benzer bir merkez olan Kardaha. Esad ailesi de Kardahalı. Fatimi Devletini kuran Abdullah Meymun Kaddah. O da göz doktoru imiÅŸ. Meymun Kaddah Selemiye doÄŸumlu, Suriyeli. Burada benzer yön ÅŸu; Hafız Esad Kardahalı ve tarihi seyir itibari ile hem Selemiye ile hem Fatımilerle, hem Batınilerle aynı kökte buluÅŸan bir noktadan geliyor. Dolayısıyla Abdullah Meymun Kaddah ismini bu ÅŸekilde BeÅŸÅŸar’a da atfedebiliriz. Bu anlamda Cemal PaÅŸa da Esad’a benziyor.
Peki ne olacak bundan sonra Suriye’de?
Genel kanaat ÅŸu; BeÅŸÅŸar Esad belki birkaç ay içinde gidecek. En fazla biçilen ömür ise 1 yıl. Olaylar çok hızlı bir ÅŸekilde tırmanıyor. Ve daha da keskinleÅŸiyor. Türkiye’ye yığılan göçmenler vs.
Tam da buraya gelmiÅŸken Suriye’den göçler konusunda ne düşünüyorsunuz, nereye varır bu göçler?
Burada da tarih tekerrür ediyor. Cemal PaÅŸa ‘seffah’ olarak anılıyordu ve Cemal PaÅŸa Suriye’de birçok aydını idam ettirdi. Örfi İdare (sıkıyönetim) hukuku çerçevesinde yargıladı ve idam ettirdi. O bölgede bundan dolayı Cemal PaÅŸa hiç sevilmeyen bir insan. BeÅŸÅŸar ve Hafız Esat ailesi Cemal PaÅŸa’nın kestirdiÄŸi aydınların yasını tutuyor. Onlar için bayram ilan etmiÅŸ durumda. Fakat bugün herhalde kendi bayramını ilan ediyor. Çünkü Cemal PaÅŸa’nın siyasetini birebir uyguluyor. Cemal PaÅŸa sadece 1915′teki Ermeni tehcirinden sorumlu tutulmuyor. Aynı zamanda Suriye’de bu kestiÄŸi, idam ettirdiÄŸi aydınların ailelerinin binlercesini Anadolu’ya göndermekle, Anadolu’ya tehcir etmekle de itham ediliyor. Bu gerçek. BeÅŸÅŸar, Mahir Esad, Cemal PaÅŸa reÅŸit olmayan Sıbyan iktidarlar.
Türkiye’ye göçe zorlayan son olayların patlama noktası nedir sizce? Bardak ne zaman taÅŸtı? Olayları baÅŸlatan ne?
15 Mart’ta Suriye’de olaylar baÅŸladı. Dera’da baÅŸladı. İki kadın telefonda konuÅŸuyorlar. Kadının birisi diyor ki, “Tunus’ta Zeynelabidin, Mısır’da Mübarek gitti, darısı bizim başımıza!” Suriye Muhaberatı da bu konuÅŸmayı dinliyor. Bu kadınlar alınıyor, saçları kesilip bırakılıyor.
Bu olay ne zaman oluyor?
Olayların baÅŸlamasından birkaç gün önce. Mart 2011′in ilk haftasında. Bu olayın hemen sonrasında Liseli çocuklar duvara sprey boya ile, “BeÅŸÅŸar da gitsin!” ÅŸeklinde cümleler yazıyor. Okul yöneticisi Nusayri bir aidiyete mensup birisi. Bunun üzerine hemen muhaberata telefonla haber veriyor. Bu çocukları alıyorlar ve iÅŸkence ediyorlar. Ardından eÅŸraf toplanıyor, emniyet müdürü ve valiye gidiyorlar. Daha sonra bu BeÅŸÅŸar’la birlikte toplantıya dönüşüyor. İçlerinden birisi biraz ileri gidip, “O çocuklar bırakılmadıkça burayı terketmeyeceÄŸiz.” diyor. O zaman BeÅŸÅŸar bir askere,”At bunu çöpe!” karşılığını veriyor. Hatta daha da çirkin ifadeler kullanıyorlar, “Çocuklarınızı bırakırız ama karılarınızı getirirseniz!…” gibi. O tür iddialar da var. Bunlar internet ortamlarında paylaşılan iddialar. Ne derece doÄŸru bilmiyorum ama olayların arkasında böyle iddialar var. Rejimin bu tür muameleleri var. Bu söylentilerin yalan olmadığı da ortaya çıkıyor; daha sonra savunmasız halkın üzerine ateÅŸ açılması rejimin acımasızlığını, gaddarlığını gösteriyor. Bu Osmanlı döneminde böyle deÄŸildi, geri planda idiler. Fransızlarla birlikte Nusayriler orduya alınıyor ve zamanla da orduyu ele geçiriyor. Ve bir zümre iktidarı bu ÅŸekilde doÄŸuyor.
Peki Suriye’den Türkiye’ye bu göçler hangi rakamlara ulaÅŸabilir sizce? Yüzbinlerle ifade ediliyor…
Göçlerle ilgili iki tane rivayet var. Bunlardan birisi, halkın korkuyla Türkiye sınırına yığılması. İkinci iddia, Suriye’nin PKK kartını yeniden oynamak için Kürtleri sınıra yığmak istemesi ki ben buna inanmıyorum. Son güne kadar gelenler arasında Kürtler yok. Kamışlı bölgesinden göç olursa o ayrıca deÄŸerlendirilmeli. Bir ihtimal de göç olayı artarsa Suriye-Türkiye arasında bir tampon bölgenin oluÅŸturulması.
Böyle bir tampon bölgenin amacı ne olabilir?
Amaç, göçü o bölgede sabitlemek. Üçüncü bir iddia da Suriye’yi zora düşürmek, utandırmak. Halkı kışkırtıyorlar, Lübnan ve Türkiye’ye göçe zorluyorlar. Bu da Suriye rejimi yanlısı bazı isimlerin iddiası. Ben buna da katılmıyorum. Benim kanaatim halk can emniyetinden dolayı Türkiye sınırına doÄŸru akıyor.Türkiye 10-15 bin kiÅŸi bekliyor, belki daha fazlası gelebilir. Yüzbinleri de bulabilir. İnÅŸallah olmaz. Ama Suriye’de olaylar beklenmedik bir ÅŸekilde tırmanıyor.
Esad bu arada istifa edebilir mi?
Esad gidebilir. İstifa edeceÄŸini sanmıyorum. İstifa ederse bir iç darbe olur. Onun yerine Mahir Esad ya da aileden birileri geçmek ister. Ki öyle iddialar da var. Suriye’de askeri bir darbe olabilir, aile içi darbe olabilir. Askeri özel birliklerin başında Mahir Esad var.
Mahir Esad kimin adamı?
Mahir Esad kimsenin adamı deÄŸil, aile fertlerinden. BeÅŸÅŸar gibi vizyonu olan birisi deÄŸil. BeÅŸÅŸar ailenin diplomatik yüzü. Mahir askeri yüzü. Bu katliamları iÅŸleyen de o. Daha sert biri. “Åžebbeha” diyorlar, “Suriye’nin baltacıları..” BaÅŸbakan ErdoÄŸan da Mahir Esad’ın insani olmayan davranışlar içinde olduÄŸunu söyledi. Herkes bu katliamların arkasında Mahir Esad’ın olduÄŸuna inanıyor.
BaÅŸbakan ErdoÄŸan, “Seçimden sonra Suriye yönetimi ile baÅŸka ÅŸekilde baÅŸka dilden konuÅŸacağız.” dedi. Bu ne anlama geliyor, sizce?
DoÄŸrudan kınayabilir, çekil baskısı yapabilir. Suriye’de iki beklenti var. Ordunun darbe yapması biraz zor çünkü subayların yüzde 80′i Nusayri kökenden geliyor. Ama böyle bir darbe olursa bunu Amerika ve Türkiye destekleyebilir gibi bir senaryo var. Türkiye’nin Suriye üzerindeki etkisi S. Arabistan’ın Yemen üzerindeki etkisine benziyor. Bir de Libya’da olduÄŸu gibi dış müdahale olabilir mi? Buna ihtimal vermiyorum. Ben Suriye’deki rejimin deÄŸiÅŸmesiyle daha güçlü hale geleceÄŸini ve Türkiye’nin de Arap dünyası üzerinde daha müessir olacağı kanaatindeyim.
ABD’nin boÅŸluÄŸunu Türkiye dolduracak
Türkiye’nin bir baÅŸka sorunlu sınırı da K. Irak. Siz bu bölgenin geleceÄŸini nasıl okuyorsunuz?
Kürt meselesinin ateÅŸi biraz daha yükselebilir. Ama daha geniÅŸ sınırlara dağılacağı kanaatinde deÄŸilim. Bu Amerika’nın bölgedeki varlığıyla alakalı. Buradaki Kürtler Yavuz Sultan Selim döneminde olduÄŸu gibi Türkiye’nin himayesi altına girecektir. BaÅŸka bir seçenek de yoktur. İslam dünyası Arap dünyasındaki olaylarla birlikte yeniden yapılanıyor. Bu süreç 2025′lere kadar sürebilir. Bu süreçte Türkiye ile Suriye bütünleÅŸecek. Bu Türkiye’nin İsrail ile komÅŸu ülke olacağı anlamına geliyor. Sonrasında Türkiye Irak üzerinden Körfez’e köprü kuracak. Amerika da bu bölgeden büyük çapta çekilmiÅŸ olacak. ABD’nin boÅŸluÄŸunu Türkiye dolduracak.
İsrail faktörünü nereye koyuyorsunuz bu denklemde?
İsrail’in varlığı Araplarla uzlaÅŸmasına baÄŸlı. UzlaÅŸma da olmayacağı için İsrail’in bu süreçte tasfiye olacağı kanaatindeyim. İsrail ortadan kalkacak.
Amerika’nın her halükarda sahip çıktığı, himayesi altına aldığı İsrail ortadan kalkacak öyle mi? Bu çok iddialı bir söylem deÄŸil mi?
Valla ben bunu yazıyorum. OrtadoÄŸu deÄŸiÅŸecek ve geleceÄŸin merkezi OrtadoÄŸu olacak. Bunu Arap dünyasındaki deÄŸiÅŸimlere baÄŸlıyorum. Bu deÄŸiÅŸim yeniden bütünleÅŸmeleri beraberinde getirecek. Geçenlerde bir İsrailli, “Araplar demokrasi mi yoksa birlik mi istiyor?’ diye bir soru sordu. Araplar hem demokrasi hem de birlik istiyor. Onlar tabii kafa karıştırmak istiyor. İhvan mensupları da baÅŸtan beri bunu söylüyor ben de aynı kanaatteyim. İran da kendi sınırları içinde kalacak. Nüfuzunu yayamayacak. Birkaç yıl içinde Türkiye nüfuz olarak bölgede Amerika’nın yerini alacak. Araplar ÅŸu anda İran ve ABD nüfuzundan nefret ediyor. Tasvip ettikleri tek seçenek Türkiye.
AK Parti bu deÄŸerlendirmenizin neresinde?
AK Parti böyle bir oluÅŸumun içinde yok. AKP’nin yerine yeni bir yapı gelecek. Bu yapı daha müsbet olacak kanaatindeyim.
Bir başka sorunlu sınırımız Ermenistan. Ermenistan sınır kapısı açılır mı yakın planda sizce?
AK Parti bunu yapamaz. Daha önce de denedi yapamadı. Kürt açılımında olduğu gibi burada da yanlışlar yaptı. Aslında Kürt açılımı AK parti parantezinin kapanması anlamına geliyor. Bunu CHP yapabilir ama onlar da iktidara gelemez. Ermenistan sınırı konusunda kısa vadede bir değişim olacağını sanmıyorum.
Türkiye, Millî Görüş ile yeniden şahlanacak
Millî Gazete okurları Millî Gazete yazarı Mustafa Özcan’ı tanımak isterse, kimdir Mustafa Özcan?
Ben 1962 yılında Bolu Mudurnu’da doÄŸdum. Adapazarı’nda büyüdüm. Babamın Almanya’da olmasından dolayı çocukluÄŸum kısmen bu ülkede geçti. GençliÄŸimde çeÅŸitli cemaatlerde bulundum. Bir tarafta Millî Görüş, bir tarafta Nurcular… Ehli tarik baÅŸta olmak üzere herkesle iliÅŸkilerim oldu. İlk ve ortaokul öğrenimimi Adapazarı’nda ifa ettikten sonra Liseyi Åžam’da Feth-ül İslam’da okudum. Liseden sonra da Mısır El Ezher Üniversitesi’ni bitirdim. İslami ilimlere çocukluÄŸumda merak sardım. Ezher’den sonra Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Minimak Asansörlerinde tercümanlık yaptım. Ardından Millî Gazete’ye baÅŸladım. İlk gazetecilik tecrübesini 1986′da Millî Gazete’de yaÅŸadım. Bir yıl sonra da Fehmi Koru ile birlikte Zaman’a geçtim. Ondan sonra Yeni Åžafak, Yeni Asya ve en son da yine Millî Gazete ve Yeni Akit olmak üzere yazı hayatıma devam ediyorum.
Hayatta en çok sevdiğim hususlardan birisi okumak. Cenab-ı Hak okumayı bana sevdirdi. Dalgalanma dönemlerim oldu. Ama her alanda okumayı severim. Ama daha ziyade dış politika, tarih, islami ilimler alanlarında yoğunlaşmaya çalışan birisiyim. Bizim ilk ocağımız Millî Gazete idi, son ocağımız da burası oldu. Evliyim, 4 çocuğum var.
Millî Gazete okurları için son bir mesajınız var mı?
Millî Görüş sandıktan çıksa da çıkmasa da ben Türkiye’nin geleceÄŸini Millî Görüş’te görüyorum. İnÅŸallah Millî Görüş çizgisi bir gün Türkiye’ye hakim olacaktır. Hakim olmayı dayatma anlamında kullanmıyorum tabii. Ama halk bir ÅŸekilde buna ikna olacaktır. Türkiye, OrtadoÄŸu baÅŸta olmak üzere dünyadaki rolünü bu ÅŸekilde ifa edecektir. Millî Görüş atalarımızdan gelen bir görüş. Dolayısıyla Türkiye’nin ana ekseni olarak görüyorum. Ana damarı olarak görüyorum. İnÅŸallah bu damar yeniden kök salacak… Aynen Osman Gazi’nin ErtuÄŸrul Gazi’nin rüyasında olduÄŸu gibi yeniden dünyaya kök salacaktır. Aksi halde Türkiye yarınları olmayan bir ülke konumuna düşecektir. Türkiye’nin yeniden ÅŸahlanışına tanık olacağız. Arap baharı da bunu müjdeliyor.




Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!